Maaşallah ve İnşallah hakkında ne biliyoruz?
- ibrahim Çelik

- 3 gün önce
- 3 dakikada okunur
(Kehf Suresi 39)
وَلَوْلَٓا اِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَٓاءَ اللّٰهُۙ لَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِۚ اِنْ تَرَنِ اَنَا۬ اَقَلَّ مِنْكَ مَالًا وَوَلَدًاۚ
Velevlâ iż deḣalte cenneteke kulte mâ şâa(A)llâhu lâ kuvvete illâ bi(A)llâh(i)(c) in terani enâ ekalle minke mâlen ve veledâ(n)
Sen bahçene girdiğin zaman “Mâşâallâh Allah’tan başka kuvvet yoktur.” deseydin olmaz mıydı? Beni mal ve evlât olarak daha az görsen bile…
Fakir adam, bahçeye girdiğin zaman “Mâşâllâhu lâ kuvvete illâ billâhi” deseydin ya, diyor. Bu söz nedir, manası nedir ki bizi şirkten kurtarıyor?
Mâşâallâh ne demek? İnşallah ile farkı nedir? Günlük hayatta sürekli kullanıyoruz. Manası ne demek acaba? Veya yerinde ve zamanında mı kullanıyoruz? Veya söylerken zihnimizde nasıl bir tasavvur canlanıyor?
Bu, adamı felaketten kurtaracak bir formül aslında. O yüzden manası çok değerli. Maşallahtan sonra kuvvet Allah’a aittir diyor.
Fakir adam diyor ki: “Beni mal ve evlat olarak daha az görsen bile…” deyip 40’ncı ayette buna devam edecek.
Arapça’da “mâ” edatı ile dilemek, istemek anlamındaki şey; “meşîet” kökünden türeyen “şâe” fiilinin Allah lafzıyla birleşmesinden oluşan bir kelimedir.
“Mâşâallâh” ve “İnşallah” Allah’ın dilemesi ile alakalı bir kelime. Google’a ikisini de yazın, hiçbir şey çıkmaz. Hocaları dinleyin, yine hiçbir şey çıkmaz. Ama Kur’ân-ı Kerîm’de geçtiği yerleri bağlamı ile ele alırsanız, Kur’ân-ı Kerîm bu iki kelimenin farkını çok net şekilde ortaya koyuyor.
Burada adam “Mâşâallâh”ı gelecek zaman için kullandı. Bahçeye girdiğinde “Mâşâallâh” deseydin ya. Çünkü gelecekte bahçe elinden gidecek, felaket gelecek, kuşatılacak, çardakları başına yıkılacak.
O zaman “Mâşâallâh” kullanımı gelecek ile alakalı bir kullanım oldu. 24’üncü ayette okuduğumuz “inşallah” kullanımı “unuttuğun zaman” diyordu. O da geçmiş zaman ile alakalı bir şey.
Allah’ın dilemesi dedik. Allah neyi diler, neyi dilemez?
Mesela ben diyorum ki: “Fuat abi, yarın seninle görüşelim.” Sen diyorsun ki: “İnşallah.” Yani Allah dilerse. Allah Resûlü bu sûrede uyarıldı: “Hiçbir zaman yarın için bunu mutlaka yapacağım deme, ‘inşallah’ de.” diye.
Allah’ın neyi dileyip neyi dilemeyeceğini biz nereden biliyoruz? Allah’ın yanından mı geliyoruz?
İkimiz bir iş yeri açıyoruz. Ben “maşallah” demiyorum, siz “maşallah” diyorsunuz. Onun işinin bereketli olmasını mı Allah diliyor? Bir sözle mi yani her şey değişiyor?
Allah’ın seçimine biz bir sözle müdahale edip, O’nun bir yeri irade etmesine mi sebep oluyoruz?
Bu, konjonktürel bir Rabb tasavvurudur. Duruma bakar, zamana bakar, ona göre karar verir. Zamanı kuşatan bir Rabb tasavvuru böyle yapmaz.
Allah dilerse bu olur. Allah niye dilemedi? Onunkini diledi, benimkini dilemedi. Bu sübjektif bir dünya olur, sübjektif bir imtihan alanı olur.
Şimdi İsrail’in zulüm yapmasını Allah diliyor mu?
Bu tabir, ilmi iradenin, kuvvetin her yerde geçerli olduğunu ifade eden bir şuur oluşturuyor. “Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz” şeklindeki hadîs-i şerif de bunu desteklemektedir. Peki, kötü şeylerin olmasını mı diliyor? Burada kalıyoruz.
“Mâşâallâh” ifadesi Kur’ân-ı Kerîm’de dört ayette yer alıyor. Bunların üçünde istisna edatı olan “illâ” ile kullanılmış. Yani, böyle böyle olur illâ… ancak Allah dilerse. Sadece Kur’ân-ı Kerîm’de burada “illâ” gelmemiştir.
Kehf sûresinde “Rabbini unuttuğun zaman zikret” diyerek, 24’üncü ayette geçmişe yönelik “inşallah” kullanılmışken; burada bahçenin başına gelecek olanlarla alakalı, geleceğe yönelik bir tedbir olarak “Mâşâallâh” kullanılmıştır.
Gelenek zaten böyle anlıyor. Yani gelecekte bunun başına bir şey gelmesin diye “maşallah” de diyor. Ama bu basmakalıp bir bilgi, tam hikmeti kavranmamış bir bilgi.
Mesela çok güzel bir hayvan görüyor; işte “maşallah” demedin, hayvan çatladı, hasta oldu diyor. Bir bebek görüyor; “maşallah” demedin, işte çocuk hasta oldu diyor. Bunun gibi bir algı var zaten.
Burada da o algının benzeri bize anlatılmış. Bahçeye girdiğinde “maşallah” deseydin, olmaz mıydı diye.
Biz burada “maşallah”ın bir iyi niyet temennisi olduğu kanaatindeyiz. Allah’ın yasaları düşünülerek yapılmış, gelecek ile alakalı bir telkin olduğunu düşünüyoruz.
Şöyle bir örnek verebiliriz: Mesela Allah, kütle çekim, sürtünme ve merkezkaç diye yasalar yaratmayı en başta dilemiştir. Nedir bu? Geçmiş zaman, inşallah.
Allah suyun kaldırma kuvvetini dilemiş, kütle çekimi dilemiş, insanın belli bir yaşta öleceğini dilemiş, yaşlanmayı dilemiş, sâlih amelin karşılığının olacağını dilemiş, kötülüğün cezasının olacağını dilemiş. Sayın gitsin; burada binlerce Allah’ın dilediği şeyi sayabiliriz. Ve hepsi yaratılışın en başında dilenmiş, belirlenmiş şeyler. ALLAH’IN SÜNNETULLAH’I, ALLAH’IN DİLEDİĞİ ŞEYLERDİR.
Allah’ın dilediği şeyleri merak ediyorsanız, Allah’ın yasalarına bakın. Kar yağması Allah’ın dilemesidir. İşte inşa Allah. Allah böyle inşa etmiş.
Bu yasaları düşünerek ve bilinçli bir şekilde viraja girersek; kütle çekim kuvveti, kaydırmazlık prensibi, savrulma prensibi… bunların hepsini doğru bir şekilde yapıp viraja girersek Allah’ın dilediği oluyor ve savrulmuyoruz. Bu da maşallah. Gelecek zamanla ilgili. Böyle formülize edebiliriz. Mesela mucurlu bir virajda yüksek hızda, kontrolsüz gidersen; bu sefer Allah’ın savrulma ve tutunamama yasası çalışıyor.
İnşallah, Allah’ın dilemesidir ve O, mahlûkatı yaratmadan önce koyduğu yasalarla bunu dilemiştir. İnşallahta Allah’ın nasıl inşa ettiği hatırlanıp, Allah’ın yaratılışa koyduğu yasalara dikkat çekilmişken; maşallahta bu yasalara duyulan saygının sonucunda, geleceğe yönelik tedbirlere bir gönderme vardır.
Bahçe sahibine diyor ki: “Bahçene girişinde maşallah desen olmaz mıydı?” Yani buna uygun bir tedbir alman gerekirdi. Allah’ın yasalarına uygun bir tedbir alman gerekirdi. Allah yokmuş gibi davranmayacaktın. Allah yokmuş gibi davranmak, Allah’ın yasalarını hiçe saymak, tedbir almamaktır.
Özetle; inşallah, Allah’ın hikmetli, ahsen, fonksiyonel yaratmayı istemesi ve inşa edişi iken; maşallah, muntazaman yaratılışı fark edip, hayret nazarıyla bakıp, bu güzelliğin korunması için devamlılığına yönelik bir bilinç inşa etmektir.
İbrahim ÇELİK



Yorumlar