Allah'ın adaletli ve Merhametli davranması ne demektir?
- ibrahim Çelik

- 2 saat önce
- 2 dakikada okunur

وَنَضَعُ الْمَوَاز۪ينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔاۜ وَاِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ اَتَيْنَا بِهَاۜ وَكَفٰى بِنَا حَاسِب۪ينَ
Venada’u-lmevâzîne-lkista liyevmi-lkiyâmeti felâ tuzlemu nefsun şey-â(en)(s) ve-in kâne miśkâle habbetin min ḣardelin eteynâ bihâ(k) vekefâ binâ
hâsibîn(e)
Ve biz, kıyam günü hakkaniyet mizanları kurarız. Artık kimseye zulmedilmez. Ve hardal tanesi kadar bir miskal olsa onu dahi getiririz. Ve hesap sorucu olarak biz kâfiyiz.
(Enbiya suresi 47)
Ve biz, kıyam günü hakkaniyet mizanları kurarız; bakın, adalet mizanlarını değil. Neden adalet mizanı değil de hakkaniyet mizanı?
Bir de burada tek bir mizan yok; burada ‘mevâzîn’ denilen çoğul mizanlardan bahsediliyor. Herkese bir mizan olabileceği gibi, her amele bir mizan da olabilir; Allah’u alem bilmiyoruz. Artık kimseye zulmedilmez ve hardal tanesi kadar bir miskal olsa onu dahi getiririz; hesap sorucu olarak biz kâfiyiz. Buradaki ‘nada’u’ fiili hazırlarız, kurarız, koyarız manasına geliyor. Bu mizanlar kişiye göre farklılaşacağı gibi amele göre de farklılık arz edebilir; zira altın ile hurda demir aynı terazide tartılmaz.
Burada adalet kelimesi değil de neden ‘kist’, hakkaniyet kelimesi tercih edildi? Adalette denklik söz konusu iken, hakkaniyette hak edenin hak ettiği kadarını bulması var.
Adalette çocuk ile yetişkine aynı porsiyon yemek verilir; hakkaniyette ise porsiyonlar eşit olmaz: çocuk yiyebileceği kadarını alır, yetişkin yiyebileceği kadarını alır. Yani herkese ihtiyacı kadar bir pay verilir.
Bir yoksulun verdiği infak ile bir zenginin verdiği infak, miktar olarak aynı olsa da ecir olarak aynı olmamasının sebebi adalet değil, hakkaniyettir. Adam belki malının %50’sini verdi; sen malının %01’ini bile vermedin. Miktar olarak onu geçmiş olabilirsin ama ecir olarak geçemedin.
Adalet olarak düşündüğümüz zaman, peygamberler dahil yaptığı amelle kimse cenneti hak edemez. Yaptığımız amel kaç yıllık bir amel: 60 yıl, 70 yıl, en fazla 80 yıl. Siz bununla cenneti hak edeceğinizi mi düşünüyorsunuz?
Allah’tan burada hakkaniyet mizanları var. Adalette bire yedi yüz olur mu? Olmaz; bire bir olur. Kurân’ı Kerim’deki 1’e 10, 1’e 700 gibi oranlar da hakkaniyet mizanlarının gereğidir.
Buradaki hardal tanesi yapılan iyilik değil; çok küçük bir kötülükten bahsediyor. Hardal tanesi terkibi, son derece az ve değersiz olan amellerden kinayedir. Yani Arapların dilinde küçük denince ilk akla gelen hardal tanesi, o zerredir. Bağlam ile bakıldığında, ilahlar inancı yani şirk kültürü yüzünden her uyarıya sağır olan alaycı müşriklerden bahsedildiği anlaşılıyor. O zaman ‘biz zaten hesap sorucu olarak kâfiyiz’ demesi başkadır, ‘biz onları müjdeledik’ demesi başkadır.
Buradaki muhatap, hardal tanesi kadar diye gördüğü küçük hataları yapan bir muhatap; küçük suçlara ehemmiyet vermeyen bir tiptir. Bu küçük suçlar büyüyüp büyüyüp büyük hâle gelmez mi? Gelir. O yüzden az günahı az sanmamak lazım; kime karşı, ona bak.
Buradaki hardal tanesi, önemsiz zannedilip küçük görüldüğünden daha kolay yapılan kötülüklere karşılık gelmektedir. Küçük bir kötülüğü, kusuru, kabahati, ‘ne de olsa Rahman beni bağışlar, affeder’ gibi bir düşünceye karşı hatırlatılıyor; hardal tanesi kadar da olsa önüne gelecek.
Ayet, eskiden iyi olanların yaptığı küçük kusurların ve her zerrenin zamanla kişiyi nasıl mücrim bir karaktere doğru sürüklediğini bize hatırlatıyor; zira kişiyi mücrim ve zalim yapan, bu küçük görülen hata ve kusurların birikmesidir. Aynı hakikat Kehf suresi 49’da şöyle hatırlatılmış:
“Artık mücrimleri, bulundukları hâlden içleri titreyerek ‘Veyl olsun bize!” dediklerini görürsün. Ve derler ki: “Bu nasıl bir kitap ki, küçük büyük hiçbir şeyi sayıp hesap etmeden bırakmıyor!’ Ve yaptıkları şeyleri hazır buldular. Ve senin Rabbin, kimseye zulmetmez.” (Kehf 49)
İbrahim ÇELİK



Yorumlar