Neden namaz kılmalıyız?Namaz ibadeti neden emredilmiştir?
- ibrahim Çelik

- 1 Oca
- 2 dakikada okunur

Kur’ân’da en çok öne çıkarılan ibadet namazdır. Kur’ân, namazın ikame edilmesinden söz eder. Namaz, birçok açıdan son derece önemlidir. Her şeyden önce insan, kendi varlığının farkına vardığı ölçüde insandır. Namazın insana kazandırdığı en temel özelliklerden biri de bu varoluşsal farkındalıktır. Cenâb-ı Hak bizim namaz kılmamıza muhtaç değildir; fakat bizim namaza ihtiyacımız vardır.
Düşünün ki günde beş vakit hayatın akışı durduruluyor, abdest alınarak bir hazırlık yapılıyor ve ardından kul, Allah’ın huzuruna çıkıyor. İşte namaz budur. Hz. Peygamber’in ifadesiyle “namaz müminin miracıdır.” Miraç, her türlü dünyevî yükten arınarak Allah ile baş başa kalma hâlidir.
Burada öne çıkan unsur şudur: İnsan, hayatın akışını durdurur, bilinçli bir şekilde hazırlığını yapar ve namaza durur. Bu hâliyle namaz kılan kişi, fiilen iki önemli farkındalığa ulaşır. Birincisi, kendi varlığının farkında olur; “Ey Rabbim, ben varım ve Senin huzurundayım” der. İkincisi, Allah’ın huzurunda bulunduğunun bilincine varır. İşte bu varoluşsal farkındalık, insana zaman ve mekân algısında derin bir bilinç kazandırır.
Günde beş vakit hayatın akışını durdurabilen bir insan, önceliklerini belirlemeyi öğrenir. İnsan için neyin önemli olduğunu fark eder. Günümüzde Müslümanların çoğu, “namaz” derken insanı unutur hâle gelmiştir. Oysa namaz, insana insan olduğunu hatırlatmalıdır. Bu yüzden Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “İnne’s-salâte tenhâ ani’l-fehşâi ve’l-münker.” Yani namaz, insanı her türlü fuhşiyattan, kötülükten ve ahlâksızlıktan alıkoyar. (Ankebut suresi 45)
Peki nasıl alıkoyar? Varoluşsal bilinç üst seviyeye çıktığında; zaman ve mekân farkındalığı geliştiğinde, insan, Allah’tan hiçbir şeyi gizleyemeyeceğini idrak ettiğinde… Bu idrak bilinç dünyasına yerleştiğinde namaz, insanı kötülükten alıkoyan bir güce dönüşür. İşte o zaman namaz, müminin miracına dönüşür.
Eğer kişi namazı, gönüllü olarak; Allah’ın emri olduğu için ve içsel bir bilinçle kılıyorsa, o zaman kötülük yapması zorlaşır. Bir yandan caminin ön safında durup, diğer yandan camiden çıkar çıkmaz gıybet eden bir insan profili ortaya çıkmaz. Ya da Ramazan ayında iftar çadırı kurup, arka planda işçisinin sigortasını yatırmayan bir anlayış oluşmaz.
Bu nedenle “dinde zorlama yoktur” ilkesi son derece hayati bir ilkedir. Bugün bu ilkeyi yeniden idrak etmeye ihtiyacımız var. Namazın anlamını, hikmetini ve insanı dönüştüren yönünü yeniden kavramalı; onu hayatımıza gerçek anlamıyla taşımamız gerekir.
Namaz muhteşem bir ibadettir.
Ne zaman? Varoluşsal farkındalığımızı sağladığı zaman.
Ne zaman? Bir kimsenin gösteriş için, başkalarının hoşuna gitsin diye namaz kılma ihtiyacı duymadığı zaman.
Namaz, ancak kişi onu içtenlikle eda ettiğinde anlam kazanır. Ne zaman ki namaz, insanın kendi iç dünyasında bir bilinç hâline gelir; ne zaman ki toplumda “namaz müfettişleri” yoktur, işte o zaman gerçek işlevini yerine getirir.
Prof. Dr. Hasan ONAT


Yorumlar