top of page

Firavun Mantığı

(Şuara 47-29)


قَالَ لَئِنِ اتَّخَذْتَ اِلٰهًا غَيْر۪ي لَاَجْعَلَنَّكَ مِنَ الْمَسْجُون۪ينَ

Kâle leinittehazte ilâhen gayrî le ec’alenneke minel mescûnîn(mescûnîne).

 

(Firavun) Dedi ki: “Eğer benden başka bir ilâh edinirsen, gerçekten seni zindana atılanlardan kılarım.”


“İlah” kelimesi, yalnızca ibadet edilen varlık anlamına gelmez. Aynı zamanda dünyevi işlerde yasal ve siyasal anlamda istediğini yapma hakkını kendinde gören otorite anlamını da içerir.


Eski Mısır’da Firavun’a, kendi yetki alanı içinde adeta tanrısal bir otorite gözüyle bakılırdı. Ona karşı yapılacak bir meydan okuma, sadece bir kişiye karşı çıkmak değil; aynı zamanda kurulu düzene ve hâkim sisteme başkaldırı olarak görülürdü.


Oysa her sistem sağlıklı eleştiriyle daha güçlü hâle gelir. Eğer bir toplumda sağlıklı eleştiri yapılamıyorsa, o sistemi yönetenler zamanla daha subjektif ve keyfi davranmaya başlarlar. Harcamalar keyfileşir, kararlar şahsileşir ve hataları gösteren insanlar tehdit edilmeye başlanır.


Firavunlaşmış sistemlerin mantığı şudur:


 “Beni eleştirirsen seni cezalandırırım, hapse atarım.”


Bu, tam anlamıyla Firavun mantığıdır. Sağlıklı bir toplumda ise yöneticiyi eleştirmek doğal bir durumdur. Ancak Firavun zihniyetinde yöneticiyi eleştirmek, sanki size rızık veren, barınma sağlayan, güvenlik sağlayan kişiye karşı çıkmak gibi görülür.


Bu anlayış aslında yöneticiyi “er-Rezzâk”, yani rızık veren konumuna yerleştirmektir. Oysa rızık veren yönetici değildir.


İnsanların zihninde şu düşünce oluşur:


 “Eğer o giderse biz aç kalırız. Eğer o giderse biz yaşayamayız.”


Oysa gerçek şudur:


O kişi er-Rezzâk değildir.O Allah değildir.

Rızık veren, yaşatan ve ayakta tutan yalnızca Allah’tır.


İbrahim ÇELİK

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Bize ulaşın
Bilgi paylaşımı için burdayız...

bottom of page