1400 yıldır “üç aylar” adı altında halk nasıl kandırılıyor? Kimler nasıl uydurdular?
- ibrahim Çelik

- 7 gün önce
- 3 dakikada okunur
İslam’da ve Kur’ân’da kutsal olarak zikredilen bir ay vardır: Ramazan. Bunun dışında Kur’ân’da kutsallığı ilan edilmiş başka bir ay yoktur.
Peki ne oluyor?
Rabbimiz Kur’ân’ı eksik mi bırakmıştır? Kadir Gecesi’ni zikreden Kur’ân, Recep ve Şaban’ı zikredemez miydi?
“Ahkâm-ı İlahiye” adı altında bu millete 1400 yıldır birtakım kabuller dayatılıyor. Oysa İslam dininde Recep ve Şaban diye kutsal aylar yoktur. Bunlar, İslam öncesi Arap toplumunda var olan ay adlarıdır; kutsiyetleri yoktur.
Dininize sahip çıkmadan dindar olamazsınız.
Yaklaşık 1400 yıldır “üç aylar” adı altında hakikat çarpıtılmakta, din istismar edilmektedir. Din tüccarları bu algı üzerinden servet kazanmıştır. Peki bu anlayışı kimler, nasıl uydurdu?
“Üç aylar” adı altında turistik, vurguncu, kapkaççı bir ibadet ve sözde sevap mevsimi icat edilmiştir. Oysa Kur’ân’da geçen “üç ay”, bir ibadet kampanyası değil; hac aylarıdır. Kur’ân’da “eşhuru’l-hac” olarak geçen bu üç aylık hac mevsimi ortadan kaldırılmış, hac iki güne sıkıştırılmıştır. Buna karşılık müşrik Arap gelenekleri, uydurma rivayetlerle Kur’ân’ın üzerine oturtulmuştur.
Peki “üç aylar” denilen şey buysa, diğer aylar ne oluyor? Diğer aylarda her türlü kötülüğü işle, sonra üç aylarda birkaç rekât namaz kıl, her şey silinsin… Böyle mi?
Eğer üç aylarda yapılan ibadetler, yıl boyunca işlenen bütün kötülükleri siliyorsa, siz insanları nasıl ahlak sahibi yapacaksınız? Dinin ahlaki yaptırımlarını nasıl ayakta tutacaksınız?
Şöyle deniyor: “Günlük günahları günlük ibadetler siler.” Bu anlayış Emevî zihniyetinin ürünüdür ve bin yıldır bu millete din diye tekrar ettirilmektedir.
Haftalık günahları haftalık ibadet siler: Cuma. Bu yüzden “Üç Cuma’ya gitmeyen dinden çıkar” gibi anlayışlar üretilmiştir.
Aylık günahları aylık ibadet siler, yıllık günahları Ramazan siler. Hatta ölüm döşeğindeki insana bile “oruç tut ki günahların silinsin” denir. Ömürlük günahları sildiği iddia edilen ibadet ise hacdır.
Kur’ân bir defa haccı emrederken, insanlar defalarca hacca gitmektedir. Gerekçe de şudur: “Ömürlük günahları siliyoruz.” Döndükten sonra yine her türlü kötülük devam eder; olmadı bir daha gidilir.
Böylece günlük, haftalık, aylık, yıllık ve ömürlük günahları silen bir sistem kurulmuştur. O hâlde insan niçin günah işlemekten korksun? Çalmaktan, zulmetmekten neden çekinsin?
Bunun böyle olmadığını Maûn Suresi açıkça ortaya koyar. Orada denir ki: “Günahları sildiğini sandığınız o namazlar ve niyazlar var ya, işte onlar size lanet olarak geri döner.” Yani bırakın günah silmeyi, azabı artırır.
Kur’ân açıkça şunu söyler: “Hac, Bakara Suresi 197. ayette geçen ‘hac ayları’ içinde yapılır.” Bu, üç aylık bir zaman dilimidir. O üç ay içinde haccın ne zaman yapılacağı Kur’ân’a göre makbuldür. Fakat bugün bu ibadet iki güne sıkıştırılmıştır. Sonuç: Binlerce insan hayatını kaybetmektedir. Bu bir ibadet midir, yoksa bir katliam mı? İnsan sormaz mı: “Bu ne biçim din?” diye.
Kur’ân haccı üç aya yayarak tedbirini almıştır. Hz. Peygamber döneminde hac, en fazla yüz bin kişiyle ve bir defa yapılmıştır. Bugün ise üç milyon insan aynı anda Mekke’ye yığılmaktadır. Kur’ân’ın getirdiği bu denge ortadan kaldırılmış, yerine cahiliye dönemine ait anlayışlar, uydurma hadislerle dinin merkezine yerleştirilmiştir. “Recep Allah’ın ayıdır, Şaban benim ayımdır, Ramazan ümmetimin ayıdır” gibi sözlerin Peygamber’e ait olduğuna gerçekten inanıyor musunuz? Recep ve Şaban Kur’ân’da geçiyor mu?
Kur’ân’da geçen ay Ramazandır. Ramazan, oruç ayıdır. Kur’ân o ayda indirildiği için Ramazan’ı mukaddes kılmıştır. Ona her türlü yüceliği verebilirsiniz.
Bu Kur’ân, kendisini Allah’ın istediği şekilde okumayanları dünyada da ahirette de rezil eder. Kur’ân’ı okumak, sadece Arapçasını seslendirmek değildir. Kur’ân, nasıl okunacağını Müzemmil Suresi 4. ayette açıkça bildirir:“Kur’ân’ı tertil üzere; ağır ağır, tane tane, anlayarak oku.”
Siz bu Kur’ân’ı ne hâle getirdiniz? Ehl-i kitap, kitabını tahrif etti; siz ise Kur’ân’ı hayatın dışına iterek etkisiz hâle getirdiniz.
Kur’ân bildiriyor ki, Peygamber Allah’ın huzurunda ümmeti hakkında tek bir şikâyette bulunacaktır. Ne diyecek biliyor musunuz?“Rabbim! Benim ümmetim bu Kur’ân’ı elleriyle tuttular ama hükümlerini hayatın dışına ittiler.” (Furkan, 30)
İbrahim ÇELİK

Yorumlar