top of page

İslam'ın gerekçelerini yerine getirmeyen kişiye "kâfir" denir mi?

Bir kimseye “kâfir” diyebilmek için, o kişinin önce İslam’la karşılaşmış olması gerekir. Yani bütün delilleri, belgeleri görmüş; hakikati açıkça idrak etmiş olması gerekir.


Allah Teâlâ şöyle buyurur:


İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkâr eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez. (Ali İmran,86)


Oysa onlara apaçık belgeler gelmiş, ayetleri görmüşler ve Resûl’ün hak olduğuna, yani Kur’ân’ın ve onu getiren Muhammed’in Allah’ın gerçek elçisi olduğuna şahit olmuşlardır.   

  

Peki “şahit olmak” ne demektir?


Gözleriyle görür gibi bilmektir. Yani kesin bir bilgiye ulaşmışlardır. Okuyorlar, inceliyorlar ve şu sonuca varıyorlar: “Bu kitabı Allah’tan başkası yazamaz; bu mümkün değildir.” Buna kimsenin ciddi bir itirazı da olamaz. İşte bundan sonra, bu kadar açık hakikate rağmen yanlışta ısrar eden bir topluluğu Allah hidayete erdirmez.


Bakın burada ne oluyor:


Gerçekleri bütün ayrıntılarıyla görmüş, anlamış, kavramış; “âmenna” demiştir. Fakat çıkarına uymadığı için “ben bunu kabul etmiyorum” demiştir. Zaten kâfir kelimesinin anlamı da “örtmek”tir. Var olmayan bir şeyi örtemezsiniz; örtülen şey, bilinen ve kabul edilen hakikattir.


“İman ettikten sonra inkâr edenlerin cezası nedir?” Bu noktada bazıları, “öldürülmesi gerekir” gibi bir hükmü Allah Resûlü’ne nispet eder. Oysa bu anlayış, Abbasîler döneminde uydurulmuş rivayetlere dayandırılmıştır.


Nitekim bu yüzden o dönemin bazı halifelerine “Seffah” yani “kan dökücü” denilmiştir. Günümüzde de benzer şekilde, ayetlerin anlamları çarpıtılarak insanlar kandırılmakta; tıpkı IŞİD benzeri yapılar gibi, din adına şiddet meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.


Kur’ân’da bu ayetler açıkça dururken, “Dinden dönen öldürülür” denilebilir mi?


Burada söz konusu olan kimseler, her şeyi görmüş, kesin olarak inanmış kişilerdir. “Babam Müslümandı, ben de onun için Müslümanım” diyenlerden değildirler; “Ben Türk’üm, o yüzden Müslümanım” diyenlerden de değildirler. Bilerek, anlayarak, kesin bilgiyle iman etmişlerdir. Buna rağmen inkâr etmişlerdir.


İşte onların cezası şudur: Allah, melekler ve bütün insanlar tarafından dışlanmak. Sürekli bir dışlanmışlık hâli içinde kalırlar. Ne azapları hafifletilir ne de yüzlerine bakılır. Neden? Çünkü hakikati görmüşlerdir; bunun doğru olduğunu çok iyi bilmektedirler. Buna rağmen bile bile yalan söylemektedirler.


İşte ceza budur. Öldürme var mı? Yoktur. Ancak bundan sonra tövbe edip geri dönen ve kendilerini düzeltenler bu hükmün dışındadır.


İbrahim ÇELİK

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Peygamberimiz Sünnet namazı kılarmıydı?

Farz namazı hariç bütün namazlar nafiledir. Ve hiçbir nafileye isim verilerek niyet edilmez. Sünnet namazlara sünnet diye niyet edilmez. Nafile namaz diye niyet edilir. Sabah namazının sünneti diye ni

 
 
 
İslamın Şartları

İslam'ın 5 şartı uydurma mıdır? İslam'ın şartları 1- Kelime-i Şehadet getirmek 2- Namaz kılmak 3- Oruç tutmak 4- Zekât vermek 5- Hacca gitmek Allah'ın "oku" dediğini okumayanlara hiçbir şey anlatamazs

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Bize ulaşın
Bilgi paylaşımı için burdayız...

bottom of page