top of page

Bakara 134: Geçmişin Sorumluluğu ve Kişisel Eylemlerimiz

Güncelleme tarihi: 12 saat önce

Dinin Soyluluğu ve Kişisel Sorumluluk


تِلْكَ اُمَّةٌ قَدْ خَلَتْۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُمْ مَا كَسَبْتُمْۚ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّاكَانُوا يَعْمَلُونَ

Tilke ummetun kad ḣalet(s) lehâ mâ kesebet velekum mâ kesebtum(s) velâ tus-elûne ‘ammâ kânu ya’melû(e)


İşte onlar bir ümmetti ki geldi, geçti. Onların kazandığı şeyler kendilerine, sizin kazandıklarınız sizedir. Onların yapmış olduklarından size sorulmaz.


Bu ayet, dinin soyluluk nişanı olmadığını vurgular. Her nesil ve birey, kendi eylemleriyle değerlendirilir. Bu, adaletin temelini oluşturur. Dinsel miras, yalnızca kan bağıyla değil, yaşam biçimi ve inanç gereklilikleriyle aktarılmalıdır. Başkasının kulluğu üzerinden manevi kazanç elde edilemeyeceğini açıkça belirtir.


Kulluk ve Miras


Kulluk, baba ve oğul arasında devredilemez. Kendi kendini Seyyid ilan edenlerin veya soylarının şeyh gibi makamlara dayandığını iddia edenlerin öne sürdüğü ayrıcalıklar, bu ayetle reddedilir. Onlar bir ümmetti, gelip geçtiler. Siz ne yaptınız, ona bakın demektedir. Sorumluluğun kişiselliği ilkesi bunu zorunlu kılar.


Bu ayette, ataların günahı meselesi derinlemesine ele alınır. Özellikle Hz. Adem'in ilk günah doktrini örnek olarak gösterilebilir. Böylece Hristiyanlara yönelik bir yanıt da verilmiş olur. “Onların yaptıklarından size sorulmaz” ifadesi, geçmiş kuşakların hatalarının cezalarının torunlarına yüklenmeyeceğini vurgular. Bu, çok temel bir ilkeyi ifade eder. Bunu sadece dinde değil, siyasette ve ekonomide de düşünebilirsiniz.


Geçmişin Cezası ve Adalet


Dedesi bir hata yapmışsa, bunun cezasını torunu çekemez. Ne onların salih amellerine varis olup bedavadan kurtuluşa erebilirsiniz ne de onların günahları sebebiyle mahkûm olursunuz. Bu, Kur’ân’daki adalet ilkesinin bir gereğidir. Bu evrensel ilke, semavi geleneklerdeki iki büyük günah algısını tahsis eder.


Hristiyanlık öğretisindeki Hz. Adem’in işlediği asli günahın tüm insanlara sirayet ettiği, ancak Hz. İsa’nın kefaretiyle temizleneceği inancı, bu ayetin koyduğu sorumluluğun şahsiliği ilkesiyle ortadan kaldırılmıştır. Yahudi geleneğindeki peygamber ataların seçkinliği üzerinden bir milli üstünlük veya garantili kurtuluş devşirme çabası da ayetin “herkesin kazandığı kendinedir” hükmüyle reddedilir.


İslam ve Bireysel Sorumluluk


Sonuç olarak, İslam insanı tarihi yüklerden ve soyluluk aristokrasisinden kurtarır. Bireyi, kendi eylemleri ve iradesiyle yüz yüze bırakır. Ayetler, geçmişin onuruna tutunmak yerine bugünün sorumluluğunu üstlenmeye davet eder. Bu bireysel çabaya verilen değer, muhatabın kurtuluşunu topluluğun içinde kalmak ve atalarının başarılarıyla övünmek şeklinde yorumlamasından kaynaklanır. Bu da kişiye ilkel bir bakış açısı kazandırır.


Mezarlarla övünmek, ilkel bir bakıştır. Allah'ın Elçisi, Yahudileşmiş ve Hristiyanlaşmış bir düşünce yapısı içinde Yesrib’de yaşamıştır. Görüyoruz ki bu düşünce yapısı bize de sirayet etmiştir. İşte, 135 numaralı görüşte bu hususa dair bir ifade bulunmaktadır.


Sonuç


Bu ayet, bireysel sorumluluğun önemini vurgular. Herkes kendi eylemleriyle değerlendirilmelidir. Geçmişin hataları, geleceği etkilememelidir. Bu, adaletin ve eşitliğin temelidir. Dinimizi Kur'an'dan öğrenmek, bu sorumluluğu anlamak ve yaşamak için en doğru yoldur.


[1] Semai, işitilen, kulak yoluyla aktarılan. Semavi ise gökten indiği iddia edilen.


İbrahim ÇELİK

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
ALLAH Ahireti İçimize Koymuş

Allah ahireti içimize koymuştur. Şöyle ki; dünyada istisnasız bütün insanların içinde, iyi ve güzel şeyler yapanları teşekkür ederek ödüllendirmek, kötü şeyler yapanları da cezalandırmak eğilimi vardı

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
6056057d5cae1e014c36f82149d29b61.jpg

Bize ulaşın.
Bilgi paylaşımı için burdayız...

İLETİŞİM

  • Facebook
  • X
  • Instagram
  • YouTube
bottom of page