Kurân ve Hayat Kurân ve Hayat
top of page

KURÂN'IN YETERLİLİĞİ

İslam’da icma, içtihat/kıyas. “Kurân’da olmayanı sünnette, her ikisinde de olmayanı icma da, her üçünde de olmayanı içtihatta bakmak, aramak gerekiyor” diyen bu öğretinin anlamı nedir: “Kurân’da eksiklik vardır, sünnet de eksiktir, icma da; ve bunlar birbirinin eksikliğini doldururken, hepsinin eksikliğini içtihat doldurmaktadır. Kurân ise, ötekilerin eksikliğini dolduramaz.


Bu öğretinin diğer bir anlamı da şudur:“Yüce Allah eksik vahiy, yani Kurân göndermiş; din adına ihtiyaçları gideremiyor, problemleri çözemiyor.”


Bir başka anlatımı ise; “Kurân, değişen hayat şartlarını karşılamaktan acizdir, yetersizdir; geldiği çağa uygun düşmekte, günümüze yakışmamakta, yeni problemleri, olayları çözümlemekte dar kalmaktadır. Onun bu eksik aciz, dar kalan yönlerini sünnet, icma ve kıyasla gidermek zorundayız.”


Biz bu öğretiye “yanlış” diyoruz. Bu yanlışı Kurân ile sorgulayıp, doğrusunu yazmaya çalışacağız.


1- Yüce Allah, bütün insanlığa ait olan, kıyamete kadar bütün nesilleri içine alacak kadar kapsamlı bir kitabı eksik gönderir mi? Bu bir çeşit Allah’a iftira değil midir? Yüce Allah, tam bir kitabı göndermekten aciz midir? Yüce Allah, problemi çözmekte, yeni ihtiyaçları karşılamakta aciz kalacak bir vahyi/kitabı niçin göndersin?

2- Yüce Allah, Maide suresinin 3.ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Bugün dininizi sizin için kemale erdirdim. Nimetlerimin tamamını size bahşettim ve sizin için din olarak İslam’ı uygun gördüm”

Yüce Allah “kemale erdirdim, tamamladım” derken, biri kalkıp “Kurân eksiktir, onda olmayanlar vardır” diyebilir mi? Eksik Kurân, eksik din ve eksik İslam deme hatasını, zulmünü işleyenlerin hali nicedir ve nice olacaktır?

3- “Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem, elbette büyük günün azabından korkarım.” (Yunus,15) Hz. Peygamber eksik bir vahye uymuş, eksik bir dinin ardından gitmiş ve eksik bir vahyi mi tebliğ etmiştir? Tabi olduğu vahiy eksik olunca, kendi sünneti nasıl tamam oluyor? O zaman, eksik bir vahyin eksik peygamberliğini yapmış olmaz mı? Eksik vahyin tam peygamberliği olur mu?

4- “Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? (Ankebut,51)


Hz. Peygamber bu ayeti açıklarken şöyle dedi: “Kurân ile yetinerek başka bir şeye ihtiyaç duymayacak hale gelmeyen, bizden değildir.” (Buhari, Tevhid,44; Ebu Davud, Vitir,20)


Bu ayet ve hadis bize şunu söylemektedir: Din adına Kurân yeterlidir. Dini başka yerde arayamayız. Hz. Peygamber, dini kendinde veya başka yerlerde aramadı; dini Kurân’da aradı. Çünkü Yüce Allah, Kurân’ın yeterli olacağını söyledi. O halde dini öğretirken “Kurân’da olmayanı şurada arayacağız” diye bir öğreti çok tehlikelidir. Din büyüklerinin ve alimlerinin söylemleri, kültür olmaktan öteye geçemez.


Hz. Peygamber’in sünneti de dinin tatbikatıdır. Zaten Peygamber’in böyle bir görevi olduğunu da Kurân koymaktadır.


Mesela namazın nasıl kılınacağını Kurân belirlemiş, tatbikatını Hz. Peygamber yapmıştır. Bu durum, Kurân’da olmayanı Kurân’a koymak, ya da Kurân’da ki eksikliği tamamlamak, gidermek anlamına alınmamalıdır. Namazın kılındığı, Kurân’da geçmektedir. Namazın nasıl kılınacağını Cebrail öğretmiştir. Şimdi kalkıp “Kurân’da namazın rekatları, nasıl kılınacağı var mı?” deyip de Kurân’ı eksik göstermenin ne anlamı vardır?


Kurân’da namazın kıyamı, rükuu, secdesi, kıraatı, subhanekesi, Fatiha’nın okunuşu yer almaktadır. Öyleyse, “Kurân rekatı, nasıl kılınacağını bildirmedi; bu boşluğu sünnet doldurdu” diyemezsiniz. Tatbikatı yapan, hükümleri hayata geçiren Hz. Peygamber, Kurân’ın boşluğunu doldurmuyor, eksikliğini gidermiyor; dini, yani Kurân’ın emirlerini yerine getiriyor. Emirler öyle yerine getirilecektir diye, öyle yapıyor.


Yüce Allah abdesti nasıl alacağına, abdestin nasıl bozulacağına, kıyamına, rükuuna, secdesine, Kurân okumasına, namaz vakitlerine kadar anlatıp emir verdi; sana düşen bunu yerine getirmektir, yoksa Kurân’a eksik deyip eksikliği doldurmak değildir.


Başka bir iddia da şudur: “Efendim, Kurân’da zekat veriniz emri vardır ama ne kadar verileceğinin oranı yoktur; bu bir eksikliktir, bu bir olmayandır.”


Kardeşim; sen zekatı ver de, nasıl verirsen ver! Her devirde zekat miktarı değişebilir. Bu miktarı belirlememesi, Kurân’ın eksikliği değildir. Miktarı insana bırakmak da Kurân’ın hükmüdür. Bu miktarı belirlediğimizde, “Kurân’ın eksikliğini gideriyoruz” anlamına alınmamalıdır.


Şimdi şu soruları soruyoruz: Kurân’ı Yüce Allah şöyle tanımlıyor; “Şüphesiz bu Kurân, dosdoğru olana götürür” (İsra,9) Peki, olmayanı olan, eksik bir kitap, dosdoğru olana nasıl götürecek, dosdoğru olanı nasıl gösterecek?


“Biz bu kitabı sana sadece, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir topluma da rehber ve rahmet olsun diye indirdik.” (Nahl,64) Eksik olan, olmayanı bulunan bir kitap, ihtilafları nasıl çözer, nasıl rehber ve rahmet olur?


“Allah’ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye, sana kitabı bir amaç için indirdik. O halde, ihanet edenlere taraf olma.” (Nisa,105) Kurân eksik olunca, Yüce Allah’ın göstereceği şey de eksik olmaz mı? Hedef aldığı amaç tam olmayabilir mi? Tam olan şeyi, eksik olan şeyler gösterebilir misiniz?


İbrahim suresinin 1.ayetine göre Kurân, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak, Allah’ın yoluna çıkarmak için gönderilmiştir. Eksik olan bir kitap ile Hz. Peygamber bunu nasıl yapacaktır? Kendisi tam olmayan, eksik olan, olmayanı bulunan bir kitap, insanı karanlıklardan nasıl alıp da aydınlığa çıkarabilir?


Nahl suresi 89.ayetinde Yüce Allah, Kurân’ı ‘her şeyi açıklayan hidayet, rahmet kaynağı ve müjde veren’ olarak tanımlamaktadır. Din adına içinde her şey olmayan bir kitap, her şeyi nasıl açıklar?


Din eğitimi alırken ve halka anlatırken Kurân’da eksikliğin, olmayanın olduğu şeklinde öğretide bulunmak, hem Allah’a, hem Kurân’a ve hem de Hz. Peygamber’e hakarettir.


Bir bakıma Yüce Allah’a “sen bize eksik vahyettin, eksik kitap gönderdin, biz onu sünnetle dolduracağız; Hucurat suresinin 16.ayetinde olduğu gibi “dinimizi Allah’a öğreteceğiz.” Yunus suresinin 18.ayetinde olduğu gibi göklerde ve yerde Allah’ın bilmediğini O’na haber vereceğiz.” demektir.

6 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Allah kuluna lanet eder mi?

HUD SURESİ 18 Vemen azlemu mimmeni-fterâ ‘ala(A)llâhi keżibâ(en)(c) ulâ-ike yu’radûne ‘alâ rabbihim veyekûlu-l-eşhâdu hâulâ-i-lleżîne keżebû ‘alâ rabbihim(c) elâ la’netu(A)llâhi ‘alâ-zzâlimîn(e) YANLI

Comments


bottom of page