DUAYI NASIL ANLAMALIYIZ?

Dua da, Allah kul ilişkisi nasıl olmalı? Ve duanın ne olduğunu, nasıl yapılması gerektiğini ortaya koyan ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor:


“ Ve kullarım sana benden soruyorlar, muhakkak ben onlara çok yakınımdır. Bana dua edenin, duasına hemen cevap veririm. Yeterki, onlarda benim davetime icabet edip, bana güvensinler. Umulur ki, bu (davranış) onları kemale eriştirir.” (Bakara 186)


Bu ayet, bir takım hakikati ortaya koymaktadır.


1. Birçok ayette, “ sana soruyorlar” denildikten sonra, “KUL” SÖYLE kelimesi yer alırken, bu ayette “söyle” kelimesi yer almamıştır. Zira dua mevzubahis olduğunda, peygamber de olsa hiçbir aracının kabul edilmeyeceğini,


2. “Ben onlara çok yakınımdır.” denilerek, yine duada, aracılığı reddedip, filanın yüzü suyu hürmetine duamızı kabul et demenin yanlış olduğunu,


3. Hz. Allah, kendisine dua edenlerin, duasına karşılık vermesi için iki şart ortaya koyduğunu, bu şartlardan biri, dua edenlerin de, Allah’ın davetine icabet etmeleri, ikincisi ise Allah’a güvenmeleri.


Allah’ın duada şart koştuğu, davete icabet, O’nun eşyaya koyduğu yasalara uygun olursa kabul olur. Uygun olmazsa kabul olmaz. Aslında dua, ihtiyaçlarımız için Rabbimize sunduğumuz bir dilekçedir. Bu dilekçedeki isteklerimiz, sünnetullah dediğimiz, Allah’ın yasalarına uygun düşmesi halinde kabul olurlar. Zira Allah, koyduğu yasalarda değişiklik yapmaz. Pratik hayatta da böyledir.


Kendi arsamıza yapacağımız bir bina için talep ettiğimiz izin, mevzuata uygun olursa, talebimiz kabul görür. Yoksa kabul görmez. İkinci şart olan Allah’a güven ise duanın olmazsa olmazıdır. Zira yaratılanların, yaratana güven duymaması olacak şey değildir. Kulun, Allah’a güveni, imanın ahlaki boyutudur. Güvenilmeyen makamdan bir talepte bulunmak olacak şey değildir.


2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Hristiyanlar İsa a.s.’ı tanrı yaptılar. Mesela Katoliklere göse İsa olmasaydı kâinat yaratılmazdı. Göklerde ve yeryüzünde görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlık

Herkeste ebedi yaşama duygusu vardır. Her insan, hiç ölmeyecekmiş gibi davranır. Ahiret inancı bu duyguyu tatmin eder. Kendini tanrı edinenlerinden kimileri duygularını reenkarnasyon ile tatmine çalış